SINAV KAYGISI


“Anne bugün okula gitmek istemiyorum”, “Öğretmenim ateşim çıktı”, “Bugün okula gitmek zorunda mıyım?”, “Öğretmenim karnım ağrıyor!” Bu ifadeleri öğrencilik dönemlerimizde hepimiz kullanmışızdır. Kullanma gerekçemiz ise genellikle bir sınavın varlığı gibi aynı nedene dayanır.

Sınavlar öğrencilerin müfredatta yer alan konuları ne kadar öğrendiklerini test etmek amacıyla yapılan bir işlemdir. Sınıf geçmenin olmazsa olmaz koşullarından birisidir. Okuldaki popülerlikten tutun aile içerisindeki bizimle ilgili algıya kadar her şeyi etkileme gücüne sahiptir. Bu nedenle sınavın öğrenci tarafından algısı da buna göre şekillenir. Bu algıya göre iki durum karşımıza çıkar: Sınav kaygısı, sınav korkusu.

Korku, bir tehlikeye karşı aniden ortaya çıkıveren herkesin yaşayabileceği bir duygudur. Tehlikeyle orantılı olarak, azalıp çoğalır. Gerçek olabileceği gibi kişinin algıladığı bir tehlike de olabilir. Korku anında birey savaşmayı ya da kaçmayı tercih eder. Korku daha çok yaşanan zamanda ortaya çıkan tehlikelere karşı gösterilir. Örneğin köpek görünce kaçma tepkisi köpekten korktuğumuzun göstergesidir.

Kaygı ise, gelecekte ortaya çıkabilecek tehlikelere karşı bedenimiz ve düşüncelerimizdeki değişikliklerdir. Nedeni her zaman belli olmayabilir. Korkuya göre daha şiddetli ve uzun sürelidir. Daha çok geleceğe dönüktür. Kaygı korkuya göre daha yaygın, tanımlanması daha zor olan bir duygudur. Geleceği düşündüğümüzde huzursuz olmamız kaygı duyduğumuzun göstergesidir. Ancak geleceğin nesinden dolayı kaygı yaşadığımız net olmayabilir.

Kaygı her insanda az ya da çok şekilde yaşanabilir. Kaygıyı sorun haline getiren şey de onun az ya da çok olarak ortaya çıkmasıdır. Çünkü orta düzeydeki kaygı başarı için aranan bir özelliktir ve motivasyonu artırarak performansı yükseltir. Eğer kaygı düzeyi sınav sürecinde performansı olumsuz olarak etkiliyorsa işte burada sınav kaygısından söz edilebilir. O halde sınav kaygısı, bir sınav öncesinde, sırasında ya da sonrasında duyulan endişe ve huzursuzluktur. Kaygı, temelde kişiye rahatsızlık veren olayın kendisinden değil, olayın kişi için taşıdığı anlamdan kaynaklanmaktadır.

Eğer;
  • Sınav yaklaştıkça gerildiğinizi hissediyorsanız,
  • İyi çalışmanıza rağmen hiç bir şey hatırlamadığınızı ve bilmediğinizi düşünü  yorsanız,
  • Sınav sırasında kendinizi boşlukta hissediyorsanız,
  • Bir kısım fizyolojik ve psikolojik değişimler hissediyorsanız,
  • Sınavlar bittikten sonra soruları rahatça cevaplayabiliyorsanız,
  • Gerçek performansınızı gösterdiğinize inanmıyorsanız,
  • Soruları heyecandan okuyamama gibi belirtiler yaşıyorsanız,
  • Konsantrasyon güçlüğü yaşıyorsanız,
  • Sınav sırasında zihninizin donduğunu, bulanıklaştığını ve tam olarak düşünemediğinizi
  • hissediyorsanız,
  • Sınav olacağınız ortamdan uzaklaşma hissi varsa,
  • Başarısız olursam endişesi ve bunun getirdiği yetersizlik düşünceleri varsa,
  • İstenmeyen düşünceler zihinde beliriyorsa,

Sınav Kaygınız var demektir.

SINAV KAYGISININ BELİRTİLERİ

Fizyolojik Belirtiler Duygusal ve Zihinsel Belirtiler Davranışsal Belirtiler;
Kalp atışlarında hızlanma Nefes alış verişlerinin hızlanması Çeşitli kaslarda gerginlik Ağız kuruluğu Terleme ya da titreme Ateş basması Baş ağrısı, baş dönmesi Göğüste ağrı, basınç ve sıkışma Bulantı, kusma, ishal hali Ellerin soğuk ve nemli olması Başaramazsam! Sınavım nasıl geçecek? Bildiklerimi unutursam! Ben bu işi başaramayacağım! Süre yetmeyecek! Kazanamazsam rezil olurum! Mutlaka kötü bir şey olacak! Felaket yorumları içeren benzer diğer düşünceler. Okuyup anlamada güçlük Düşünceleri organize etmede zorlanma Konuları hatırlamada güçlük Kontrolü yitirme hissi Kaçma (Ders çalışmayı bırakma, sınavı yarıda bırakma) Kaçınma (Ders çalışmayı erteleme, sınava girmeme)

SINAV KAYGISINI TETİKLEYEN FAKTÖRLER NELERDİR?

Özgüven eksikliği: Kişinin sınavlarla ilgili olarak kendine güven duymaması, yapabilme edebilme inancını kaybetmesi, kendini sosyal ortamlara kapatması, yetersizlik düşüncesi ve başaramama korkusu taşıması ile ortaya çıkan psikolojik duruma özgüven eksikliği denilir. Özgüven eksikliği yaşayan kişiler çok çalışmalarına rağmen olumlu sonuç alamazlar. Bu durum onlarda sınav kaygısının oluşumuna yol açar.

Hedeflerin Belirsizliği: “Hedefi belli olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım etmez.” sözünü hepimiz biliriz. Eğer bir öğrencinin çalışmak için önemli gerekçeleri yoksa her sınav onun için bir angarya olacaktır. Sınavların angarya olarak algılanması, onların gereksizliğine olan inanç öğrenciyi sınavlardan uzak tutacak dolayısıyla bir kaygı ortaya çıkaracaktır.

Anne baba tutumları: Sınav kaygısının en önemli nedenlerinden birisi anne baba tutumlarıdır. Elbette anne baba isteyerek böyle bir kaygının oluşmasını istemezler. Ancak yanlış tutum ve davranışlar ister istemez çocukların sınavlara karşı kaygı beslemelerine neden olur. Eğer anne baba;

  • Öğrenmesini değil sadece notlarını değerlendirirse
  • Çocuğa zamanında sorumluluk duygusu kazandırmamışsa
  • Çocuğun çabasını değil daha çok sınav sonuçlarını değerlendiriyorlarsa
  • Sevgilerini şartlı sunuyorlarsa
  • Her sınav sonunda çocuk başkaları ile kıyaslanıyorsa
  • Anne baba kendi beklentilerini çocuğa empoze ediyorsa


Çocukta sınav kaygısının ortaya çıkması kaçınılmazdır. Çocuk, ailesinin ve başkalarının gözünde kendisinin değil, sınavdaki başarısının önemli olduğunu düşünür ve sınava gerçek dışı bir anlam yükler. İçine kapanır ve motivasyonu düşer. Bu arada çocuk anne babanın kaygılarını da hisseder. Çünkü kaygı bulaşıcıdır.

Bazen ailelerin aşırı güveni de çocukta kaygı meydana getirir. Çocuk kendisi için bü- tün imkânların seferber edildiğini düşündüğü zamanlarda da kaygı yaşamaya başlar. “Ailemin bu kadar fedakârlığına karşın ben başaramazsam” düşüncesine sahip olabilir.

Anne baba çocuğu her şeyi ile kabullenip, empatik dil kullanarak yaklaştığında sınav kaygısını en aza indireceklerdir.

Geçmiş yaşantılar: Geçmişte sınava dair yaşanan olumsuz deneyimler, çocuğun sı- nav öncesinde ve sırasında yoğun düzeyde kaygı yaşamasına ve başarısız olmasına neden olur. Geçmişte sınav deneyimleri, anne baba tepkileri, sınıf içinde nota bağlı olarak gelişen tutumlar, sınav sonundaki duygusal durumlar sınav kaygısının nedenlerinden birisi olarak görülebilir. Geçmişteki olumsuz sınav deneyimleri aynı zamanda öğrenilmiş çaresizliklerle çocuğun kaygılarını besler. 

Sınav kaygısı sadece çocuğun kendi yaşantısı sonucu ortaya çıkmayabilir. Çevredeki insanların sınavlarla ilgili olumsuz deneyimlerini anlatmaları da çocuklarda kaygı geliştirmeye neden olabilir.

Zaman yönetimi: Sınav kaygısının en önemli nedenlerinden biri olarak aslında zamanın olumsuz yönetilmesi ve buna bağlı olarak da ders çalışmanın belli bir düzene bağlanamaması yer alır. Zaman yönetimi, işlerimizi en iyi şekilde planlamak ve en kısa sürede en yüksek verimi almak olarak tanımlanabilir. Bir öğrenci okul ders ve sınavları ile ilgili bir planlama içerisinde olmazsa başarısındaki verim düşer ve bu da zaman içerisinde sınav kaygısına dönüşür

Zamanı Planlama adına;
  • Kısa ve uzun süreli hedefler konularak belirli periyotlarla kontrol edin.
  • Önceliklerinizi belirleyerek programınızı belirleyin.
  • Programınızdaki işleri zamanında bitirmeye çalışın. Bir işiniz bitmeden diğerine geçmeyin.
  • İşler bittikçe kendinizi ödüllendirin ve dinlenecek zaman dilimleri oluşturun.
  • Gün bitimlerinde o günkü programınızla ilgili yapabildiklerinizi ve yapamadıklarını belirleyin. Gerekirse planda değişikliklere gidin. Bu uygulamalara dikkat edildiğinde daha az zamanda daha etkin ve verimli bir çalışma yapılabilir.
Olumsuz ders çalışma alışkanlıkları: Ders çalışmanın belirli kuralları vardır. Bu kurallar içerisinde bir plan yapma, zamanında çalışma, dersi derste dinleme, çalışırken zamanı etkin bir şekilde kullanma, kısa konuları bütün, uzun konuları parçalayarak çalışma gibi birçok kuraldan söz edilebilir. Eğer çocuk bu kurallara dikkat etmez ve her dersi tekdüze çalışırsa bu da başarısını olumsuz etkileyeceğinden sınav kaygısına neden olabilir

Sınava yüklenen anlam: Kişinin potansiyellerine uygun olmayan hedef belirlemesi ya da sınavı kendini kanıtlayacağı bir alana dönüştürmesi kaygı düzeyini yükseltir. Anne baba tutumlarına ya da sosyal çevrenin etkisine göre çocuklar sınavı bir ölüm kalım savaşına dönüştürürler. İstediğim notu alamazsam, şu okula giremezsem, sı- navı geçemezsem gibi cümleler genellikle olumsuz devam eder. Hâlbuki hiçbir sı- nav çocuğun kişiliğini yansıtmaz. Bir sınavla hiç kimse başarılı ya da başarısız olarak değerlendirilemez. Bu nedenle çocukların sınava dönük olarak yüklediği bu olumsuz anlamlar kaygıyı yükseltir.

Görev ve sorumlulukları erteleme: Öğrenci kaygı duyduğunda çeşitli bahanelerle ders çalışmayı sürekli erteler. Çeşitli nedenlerle ders masasından sürekli uzak durur. İşin ilginç yanı bu bahanelerin bir çeşit savunma mekanizması olarak mantıklı gerekçelere dayanmasıdır. Çalışmaya başlamadan önce 
önemsiz ayrıntılara takılarak asıl olan ders çalışmayı erteleme, isteksiz çalışmaktansa istek geldikten sonra çalışmak daha verimli olur diyerek çalışmayı erteleme, çalışmadan önce masayı bir toplayayım diyerek bir türlü asıl derse geçememe gibi durumlar erteleme gerekçelerinden bir kısmıdır. Bunun yanında sabah erken kalkıp çalışırım, diziden sonra çalışırım, haftaya çalışırım, sınav yaklaşınca çalışırım gibi nedenlerde sınav kaygısından kaynaklanan erteleme gerekçeleridir.

Yüksek beklenti düzeyi: Çocuğun mevcut potansiyelini bilmeden ondan bu potansiyelin üzerinde isteklerde bulunmakta öğrenciyi kaygıya götürür. 
Bu saatte 120 km hız yapabilen bir araçtan 150 km hız beklemeye benzer bir durumdur. Anne babaların çocuktan yapabileceğinden fazla bir başarı beklemeleri çocu- ğun kaygısını çok arttıracaktır.

Öğrenme sorunlarına yol açan başka sorunların varlığı: Çocuğun bütün imkânları ba- şarı için yeterli olsa bile çoğu zaman kendisinin, ailesinin ve hatta öğretmenlerinin de farkında olmadığı dikkat eksikliği, depresyon, öğrenme güçlüğü gibi nedenlerde sınav kaygısına yol açabilir.

SINAV KAYGISI İLE BAŞETME YOLLARI

Planlı programlı çalışma: Düzenli bir çalışma kaygıyı azaltır. Bu amaçla verimli ders çalışma uygulamalarına yer verme, konuları ezberlemeden anlayarak çalışma, konu tekrarlarına önem verme, öğrenme stilinizin farkında olarak ders çalışma başarı olasılığını artırır. Sürekli olarak değil aralıklarla ve plan dâhilinde çalışan, dinlenmeye ve eğlenmeye zaman ayıran öğrencilerin daha az sınav kaygısı yaşadığı gözlenmiştir. 

Uyku, Dinlenme ve Beslenme: Başarı sadece ders çalışarak elde edilebilecek bir özellik değildir. Çalışılan konuların kalıcı olması, transferinin sağlanabilmesi için verimli çalışma ile birlikte yeterince dinlenme ve beslenmeye de dikkat etmek gerekir. Sı- nav sabahına kadar çalışıp yorgunluktan dolayı kaygılanan çok öğrenci görmüşsünüzdür. Bu nedenle mutlaka uyku ve dinlenmeye zaman ayırmak gerekir. Bunun yanında sabah kahvaltısının geçiştirilmemesi, organizma için gerekli olan vitaminlerin yeterince alınması da başarıyı artıracağından kaygıyı düşürür. Bol bol sebze ve meyve tüketme, fazla yağlı ve ağır yemeklerden kaçınma, kafein içeren içecekleri aşırıya kaçmadan tüketme de ba- şarıyı olumlu etkileyecektir.

Düşünce ve İnançlar: Sınav kaygısı üzerinde etkisi olan diğer bir durumda düşünce ve inançlarımızdır. Düşünce ve inançlarımız “yapabilirim”, “başarabilirim”, “üstesinden gelebilirim” gibi olumlu olduğunda başarı artarak kaygı azalacaktır. Aksi durumda ise tam tersi gerçekleşecektir. Olumlu düşünce, olumlu duygu ve davranışı hazırlar. “Başarabilirim” diye yola çıkan bir öğrenci zorlanacağı konularda bile olumlu bir bakış açısıyla neyi nasıl yapabileceğini öğrenebilir. Olumsuz düşünen, konuları anlamanın zor oldu- ğunu düşünen kişinin ise bir işin üstesinden gelmesi oldukça zordur. O halde düşüncenin niteliği öğrenmeyi kolaylaş- tırıp zorlaştırabilirken buna bağlı olarak da sınav kaygı- sını etkiler.

Rahatlama Teknikleri: Kaygı beraberinde bir kısım fizyolojik, zihinsel ve duygusal değişiklikler meydana getirir. Bu değişikliklerle birlikte kişinin gerçeklikle bağı kopabilir ya da zihin ve bedenini kontrol edemeyebilir. Bu süreçte uygulayacağı küçük uygulamalarla tekrar bunları kontrol altına alma sağlanabilir. 

Nefes kontrolü: Doğru nefes almak doğrudan kanın bedenin en uç ve en derin kı- sımlarına kadar ulaşmasını sağlar. Bu da kaygı ile organizmada başlayacak olan tepki zincirini kırarak kaygı şiddetini azaltır. Nefesi kendi irademizle kontrol altına alacağımızdan dolayı bu aynı zamanda diğer değişiklikleri de kontrol altına almak için bir başlangıç vazifesi görür. Gevşeme egzersizleri: Alnı ovalamak, hareket etmek, avuç içleri ile gözleri kısa sü- reli kapatmak gibi bir kısım fiziksel aktivitelerde kaygıyı azaltıcı etkide bulunabilir.